21 Şubat

“KELİMELERİN İÇİNDEKİ SİHRİ YAKALAMAK ÖNEMLİ”

Yıldırım Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Medya Akademisi’ne konuk olan Böhürler, “Köşe Yazarlığı” konusunda katılımcıların zihinlerinde bir yol haritası oluşturmaya çalıştı. Yeni Şafak Gazetesi Köşe Yazarı Ayşe Böhürler, yazarlığa “Duvarların Arkasında” belgeselinin akabinde gelen teklif üzerine başladığını anlattı. Böhürler, şunları söyledi:

“2007 yılında televizyon yapımcısı iken “Duvarların Arkasında” isimli belgeseli çekmiştim. O dönemde İslam Dünyası’na gösterilen ilgi günümüzdeki gibi değildi ve o birçok ülkeye giden ilk kadın gazeteci bendim. Yaptığımız belgesel de İslam Dünyası’nı anlatan bir ilkti. 13-14 ülkeyi kapsayan bu kadar geniş içerikli bir belgesel öncesinde yapılmamıştı. Bu belgeselin galasından sonra neden yazmıyorsun sorusu üzerine gelen teklifle yazmaya başladım.”

Kendisinin hiçbir zaman asıl mesleğini yazarlık olarak görmediğinin altını çizen Böhürler, 1995 yılından bu yana asıl profesyonel alanım televizyon yapımcılığı olduğunu söyledi. Böhürler, “Televizyonun içerisinde muhtelif bütün işlerde, alanlarda bulundum. Köşe yazarlığına 2007 yılında Yeni Şafak Gazetesi ile başladım ve hala da haftada bir gün ve aynı gün yazmaya devam ediyorum. Cuma günü yazarıyım ben. Yazılarımı cuma yazıyorum, cumartesi yayınlanıyor. Hafta sonuna yazı yazmanın da şöyle bir zorluğu var. O haftanın gündemini herkes yazmış oluyor ve size çok da fazla o gündemin üzerine yorum yapacak bir konu da kalmıyor” dedi.

“YAZMANIN DA BİR MATEMATİĞİ VAR”
Yazmanın da bir matematiğinin olduğunu belirten Ayşe Böhürler, yazılarında hikayesi olan kadınları görünür kılmaya çalıştığını vurguladı. Yazar, “Muhattabımı biraz düşündürtmek istiyorum. Bir şey siyah ya da beyaz değil. Ya doğru ya da yanlış değil. Hayatın içinde ara geçişler var. Bir şey bazen hem doğru hem yanlış olabiliyor. Bu geçişleri bu araları biraz düşündürmek istiyorum. Kadınlarla birlikte elbette bu ülkeye dair bir davam, bir derdim var. Bu ülke insanının değerinin bilinmesini, değerlerinin yaşatılmasını mesele eden biriyim. Yaptığım şeylerde de hep bu kaygıyı taşıdım” ifadelerini kullandı.

İYİ BİR KÖŞE YAZISI İÇİN PÜF NOKTALAR
Bir köşe yazısını öne çıkaran noktalara değinen Ayşe Böhürler, “Köşede kısa yazmak çok büyük bir yetenek. Bunu kendim çok başarabildiğimi söyleyemem. Kısa yazılar ve basit kelimelerle önemli konuları anlatmak en zor iştir. En çok okunan köşe yazıları da onlardır. Tabi bu yüzden köşe yazısında iyi bir Türkçe, iyi bir sözlük bilgisi çok önem taşıyor. Bir şeyi siz 500 kelime ile de anlatabilirsiniz, 1000 kelimeyle de. Kelimelerin farklılığı nüansların zenginliğini ortaya koyuyor. Kelimelerin kendi içinde bir sihri var ve bu sihri yakalamak önemlidir. Bununla birlikte tek taraflı okumalar yapmamak, çok yönlü okumalar yapmak önemli” dedi.

Köşe yazarlığının basit bilgileri yorumlamak olmadığını aktaran Böhürler, “Köşe yazarlığında bir perspektif, bir bakış açısı ortaya koymanız gerekmektedir. Yorumlar ya da televizyon dinleyerek hiçbir konuda tam anlamıyla bilgi sahibi olamayız. İnternette sosyal medyadaki akışları takip ederek hiçbir konuda fikir sahibi olamayız. Çünkü onlar bir akıştır, mutlaka derinlemesine okumalıyız. Kitap okumak zorsa makale okuyabilirsiniz. Hem bizim hem de yurtdışından birçok insanın yayınları var. Okumadan bir şey yazamayız” sözlerini ifade etti.

KÖŞE YAZISI İNSANA BİR PERSPEKTİF KAZANDIRIR
Köşe yazılarının insana bir perspektif verdiğini, bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Yazar, “Olaylara sizin hiç bakmadığınız yerden bakmanızı sağlar. Okuduğunuz zaman hayat size çeşitlilik sunuyor. Önemli olan o çeşitliliği görmek ve farkına varmak. Dijitalleşme ile köşe yazıları ideolojik yazılara evrildi. Yankı fanusları gündeme geldi. Herkes kendi sesini duyduğu yankı odalarında konuşuyor. Sadece kendi seslerimizin yankılarını duyuyoruz, farklı sesleri duymuyoruz. Toplum giderek birbiriyle daha az konuşuyor, daha kendi arasında konuşuyor. Her grup bundan dolayı kendisini en haklı olarak görüyor. Yankı fanusları bu dijital dönemin en aşılması gereken sorunudur” dedi.

Ayşe Böhürler sözlerini şöyle tamamladı:
“Gençken birçok şeyin kıymetini bilmiyoruz. Yaşlanınca daha durup düşünmeyi, daha durarak ilişki yaşamayı, daha durarak iletişim kurmayı, daha durarak konuşmayı, dinlemeyi öğreniyor insan. Hayata dair sizlere tavsiye vermeyeceğim. Çünkü hepinizin hikayesi farklı. Kendi geçmişiniz farklı. Söyleyebileceğim tek şey var. Hayata tek pencereden bakmayın. Alev Alatlı, Türkiye için “Kömürlük penceresinden hayata bakıyor” diyor. Bu aslında hoş bir metafordur. Kömürlük penceresinden de hayata bakmayın. Çok fazla bakış açıları var. Olayları düşünürken, yorumlarken katmanlı bakmaya çalışın. Genellemeci olmayın, tek tipçi olmayın diyebilirim. Sakin durarak bu yüzyılı daha rahat geçirebiliriz. Her lafa atlamayarak, her konuya karışmayarak, her şeyin o anki anına bakarak hüküm vermeyerek bu yüzyılı daha sakince atlatabiliriz diye düşünüyorum.”